28 Ocak 2015 Çarşamba

Ruh halim; "Bok".

Bu zamana kadar mutlu olmak icin bana neyin gerektiginden hic emin olamadimCok asiktim, cok da asik olundum.O zaman dahi hep bi eksiklik vardiKi hayatim ozamanlar suan ki kadar vasat degildi.Kisaca suana kiyasla mutluluktan ucmam gereken yillardi ama hicbir zaman tamamlanmis hissine sahip olamadim.Herkesi dinledim, herkese manevi olarak destek oldum. Şuan sesim yok ama hala en mutsuz anlarda aranan tek kisiyim. Bu iyi bisey ama ben eskisi gibi iyi değilim...
Bazen komik buluyorum hatta, neden insanlar mutsuz birinden tavsiye almak ister ki?Cok başarılı kararlarım olsa önce kendi işime yarardim.
En son ne zaman  kendimi bi yere ait hissettigimi hatirlamiyorumEn son ne zaman bi adim ilerisini dusunmeden kaybolma ihtimalini goze alarak yola ciktigimi hatirlamiyorumKi ben arkadaslarima hep risk alin derim. Derdim yani..
Cunku insan bi kere de olsa kaybolmayi tatmali.
Birinin bakisinda yada varligiyla kendini kaybedecek kadar bilincsiz yasamali.
Korkulari , prensipleri ne bilim hatta inanclarini kenara atip sorgusuz yasamali.
Ben simdi kayıbım..Ama bu ani yasamaktan yada herhangi birine teslimiyetten degil.
O yuzden cok uzadi..Bidaha birine, bi inanca, bi prensibe hatta herhangi bi yere ait hissedemeyecek kadar cok uzattim kaybolmayi.
Oyuzden parcalandim ben, hastaligimdan falan degil.
Benim hayatim alti yasindan beri yolunda gitmiyor,sonradan olan bisey degil.
Ama ben son bir-bir bucuk yildir boyleyim.
Belkide bu benim mecburi istikametimdi.. Yani omrum boyunca guclu kalamazdim. Kacinilmaz bi yorgunluk bu belkide ama- Bu yol, bu zamana kadar gelirken katettigim yoldan daha yorucu. Bu zamana kadar düzlükte koşmuşum, şuan ise bi astımlı gibi yokuşu tırmanıyorum..
Bu zamana kadar hersey fragman, asıl perde simdi acilmis gibi..
Eksik yanlarimin yerine hep farkli seyler yamalayarak gecistirdim.
Aileme hayirli evlat olamadim ama onlar için mutlu kızı oynadım hep.. Ne bilim anne olamadim ama kucuklerime sağlam bi abla olmaya calistim.
Biri aglarken gidip fiziken silemedim yaşini ama kelimelerimle mendil oldum.
Birinin hayat arkadasi olamadim ama vazgecilmezi oldum. Benim ne kadar keşkem varsa o kadar iyi ki dedirtmeye calıştım sevdiklerime.. Yani nereden yoksunsam orayi baska biseyle doldurdum..Ama artik napsam olmuyor..Sanki bi boslugu neyle kapatmaya calissam hava aliyor.
Ve ben yerini bulamiyorum..Bulsam kapaticam belki..
Ben hep aileme bagli yasadim. Bahsettiğim bagliligimin maddiyatla alakasi yok.Mesela suan 50 küsür yasindalar..Hizmet beklerlerken, hizmet edilen olmak cok agir.Onlara bisey olsa abime muhtac olacağımı bilmek cok agir.Gelecekten korkarak yasamak cok agir.
Gercek depresyon hersey yolundayken mutsuz hissetmektir derler.Benimki depresyon fln degil. Ben sahip olduğum standartların zorluğunu yasiyorum..
O yuzden beni yeniden dogurmasi lazim annemin..Bunu da ister miydim emin degilim. Zaten muhtemelen yine fikrimi soran olmazdi :)

Ben uzun saglam dostluklariyla övünülen biriyim, en kisa dostlugum 5 seneliktir ama hicbiri kilitli kapinin arkasini bilmez. Şimdi neden o kapıyı araladım hiç bilmiyorum.. Sanırım içeri de boğuluyorum.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Boşluklardan boşluk beğendim..

Sahip olduğum boşluklara olan zaafımın beni tüm insalardan sıyırdığına kanaat getirdim bugün..Bir vestiyere emanet eder gibi, teslim etmişim ruhumu eksik yanlarıma. Nasıl oldu, bilmiyorum. Milyonlarca kez bilmiyorum.
İyi şeyler, uyuyabildiğim geceler, temiz eller, duygulu sevişmeler doldurur bu boşluğu sandım..Tüm bunları hakediyor olman sahip olabileceğin anlamına gelmez dedim sonra..Daha iyisini hakettiğimi düşündüğüm herşeyin, gün geçtikçe daha kötüye dönüşüyor olmasını izlediğim dönemler oldu. Onları da atlattım.Sonra bişey oldu..Biri..İçimi okudu-ki içim yasaklı kitaptır benim. Tercümesi zor bir lisanla yazılıdır..Nasıl olduysa beni etkilemeyi başardı. En azından bikaç hafta aklımda kalacaktı ve böyle şeyler bana yüzyılda bi olurdu...
Bunun için ona elbette teşekkür etmedim, belki biraz gülümsedim.Biraz gülümseyip sonra kaldığım yerden yaşamaya devam ettim..Önce hiç bitmeyecekmiş gibi geldi, sonra asla başlanamazmış gibi. İkisi de büyük yanılgı ama birincisi birazda aptallık smile ifade simgesi
Bişeyi sevmek bana göre değil. Ama vazgeçmek uzmanlık alanım.

13 Ocak 2015 Salı

Aslen anlaşılmamayı severim..

En son ne zaman bişeyi umursadığımı kimse hatırlamıyor Dostum.. En son ne zaman bişeyi sevdiğimden kimse bahsedemez sana.. Ne kadar kırılganım oysa. Ve ne kadar çok şey var giden zoruma. Kimsenin anlayamadığı, benimde kimse anlasın istemediğim aslında! 
Sonsuza kadar acı çekeceğimi düşündüm ve henüz yanılmadım. 

Bu beni ne kadar korur bilmiyorum ama bence en doğrusu tam olarak nereden kırıldığını-kırılabileceğini asla belli etmemektir bi başkasına. Savunma yöntemi denilebilir buna. Nelerden korktuğumu kendimden bile saklıyorum, neleri yada kimleri sevdiğimi de onlardan. İçime atıyorum hepsini, içimde nelerin olup bittiğindense asla bahsetmiyorum. Kolay kolay vazgeçebilirmişim gibi gösterdiğim herşeyin bağımlısıyım. Unutmuş gibi yaptığım herşeyi hatırlıyorum. Biliyorum hangi acımın hangi yarama denk düştüğünü.
Ve sırf bu yüzden Dostum, aynaya bakarken gözlerimi gözlerimden kaçırıyorum.
Ne olur kimseye söyleme ama;
Çok yoruldum.

Az önce yatağımdan kalkıp onbeş dakika kalp çarpıntım geçsin diye bekledim, dışarıda yağmur yağıyordu ve hatırlamadığım bi rüyanın etkisindeydim..
Göğsümün üstüne uçak düşmüş gibi hissediyordum, 
Bütün tırlar bana çarpmış, tüm gemiler benim içime batmış gibi..
Bunu anlayamazsın.
İnsanın hiçbi yere nasıl sığmadığını bilemezsin.
Kendimi hiçbi yere ait hissedemiyor olmaktan binlerce kez bıktım. Ait olmanın aptallığına sahip olmak istedim.
Kendimi ait hissedeceğim bişey bulmak için çok çabaladım..
Bilirsin bebek rahme ait değil anne bebeğe sahiptir. Göbeğindeki delik buna hem ispat, hem şahittir.
Benim bahsettiğim bi bağ değil,
Bağlanmak ve ait olmak birbirine kilometrelerce uzak şeylerdir.
Şimdi o kadar umutsuzum ki;, kime ait bi organ olursam olayım, beni bağışlayacağına eminim.

5 Ocak 2015 Pazartesi

BUGUN DOĞAN RAHMETLİYE....

Aylardan Ocak.
Aylardan Dün.
Aylardan doğum günün..
Kahrolsun benden sonra yaşadığın herşey..
Ezbere bildiğim pes edişler şehri olan sözlerin.
Korkak yüreğin..
Silmişliğin bizi..Bizi azaltmışlığın..
Bizden kaçırmışlığın beni.
Ve bütün Kasım'lar kahrolsun.
Sana sarılarak uyunulmuş gecelerin heyecanı.
Uzaktan uzağa göğsünde huzur bulmuş başım.
Ve yalanlarınla bilenmiş yüzüme çarpan çatallı ses tonun.
İnanmışlığım...Ummuşluğum.
Kahrolsun dualarım.
Kahrolsun kabul olmayacak kulluğun.
Senin Allah'a o sahte kulluğun.
İhanetin geçmişe.
Beni yıpratmışlığın..Eskitmişliğin..
Hiçe saymışlığın.
Cehenneme çevirmişliğin içimin bahçelerini..
Masumluğumu çalmışlığın.
Hırsızlığın !
Kahrolsun sana dokunduğum o tek an..
Dilimin değmişliği nefesine..
Ruhumu incitmişliğin.
Yine de kabul etmişliğim seni..
İt gibi sevmişliğim..
Kahrolsun öyle çok severken, beni bu denli vazgeçirmişliğin senden..
O yüzden, kutlu olsun diyemiyorum
Kahrolsun doğum günlerin sevgilim.




Sen, yıllar sonra benimle ilgili bir tek şunu söyleyebileceksin kendine utanarak;
Bütün dualara adımla başlayan bir kadına Allah'sızlığımı sundum.
O'nu bir kez daha elimi uzatıp ayağa kaldıramayacak kadar uzağıma düşürdüm.
En parçalandığı anlarda bile bana sarılan kadına sonsuz mutsuzluklar aşıladım.
Yıllar sonra aklına geldiğimde bir tek şey kalmış olacak benden geriye,
Ben seni hiç kirletmedim.
Tüm masumluğumu bıraktım avuçlarına,
Kimseyi sevmeden geldim ve kimseye gitmeden bekledim.
Ben, beni en derinden yaraladığın anlarda bile kanadığım belli olmasın diye sana gülümsedim.
Durup durup merak ettim..
Senden sonra ölmek istedim.
Senin en kabul edilemez suçlarına ortak oldum..
Ben seni en eksik yanlarımın yerine koydum, nereden yoksunsam orayı seninle doldurdum.
Yazık.
Çok sevilmenin hakkını hiç veremedin.
Yediğin içtiğin senin olsun da, bana "sensiz yasayamam" deyip, hala nasıl gebermediğini anlat..
Sırf bu yuzden.. Kendimi bilemem ama, acıyan yanlarım sana artık hakkını helal etmez.
Her aynaya baktığımda sana rastlıyorum.
Allah belamı seninle verdi, başıma gelene isyan bile edemedim.Sen bana Allah'ın ilahi adalet terazisinin nasıl işlediğini gösterme biçimiydin
Ama yine de, ne bileyim cenazeme gelsen kalkar sarılırım öyle bir hasret var sana..
Damarıma basa basa attığın adımlar, dilerim bendeki yürek kadar sağlam olsunlar.

3 Ocak 2015 Cumartesi

Fuck The New Year

Bigün kendim için bişey yapacak olursam işaret parmağımı kalbimin üstüne bastırıp; "biri şu piçe yardım etsin!" diye bağırırım.
Tamamıyla içindeki umudu kaybedene kadar yardım edin.
Her ne kadar kaybedersen kaybet, ne kadar kırılmış, eksilmiş ya da yorulmuş olursan ol tuhaf bi inanç ile bağırarak hatırlatıyor umudun her zaman var olduğunu içimizdeki orospu çocuğu.
Bekliyoruz; sanki her an bir şey olacakmış gibi, sanki birden bire herşey düzelecekmiş gibi bekliyoruz. Saçlarımız bile dağınıkken, organlarımızın arasındaki iç savaşa müdehale etsin diye birileri, bekledikçe daha çok yıpranıyoruz.İşkence denilen şey bu; umut !
Bu yüzden adam öldürmüyoruz, bu yüzden bazen bir köşeye saklıyoruz kendimizi, içimize kapanıyoruz, ağlıyoruz ulan. Tuhaf rüyalardan uyanıp usul usul tükeniyoruz.
Her şutu direkten dönen futbolcu ısrarıyla devam ediyoruz dibe vurmaya.. İyi bir şeyle beklerken farketmeden kötü olana alışıyoruz. Kötünün iyisine razı olmaya mecbur bırakılıyoruz.
Büyük acılarımıza, ağrıyan yanlarımıza, sonsuz yoksulluklarımıza rağmen dün bugünümüzden umduğumuz gibi, yarınlardan merhamet dileniyoruz.
Her uyandığımızda kendimizi daha büyük bir sıkıntının içinde buluyoruz.
..ve bugün kendimi şu tavana asamıyor, şu pencereden atamıyor, gidip bileklerimi vahşice kesemiyorsam tanrım, bana layık gördüğün umudun amına koyayım.
Afedersin de, Daha samimi bir cümle kuramıyorum.
Tanrım,
Ben yaşıyor olmaktan rahatsız oluyorum.




26 Ocak 2014 Pazar

Abi çok iyi ya..

(Bu kez sevdiğim bi yazıyı paylaşasım var.. çok beğendim..)


Gitmek..

Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara… Hayatından memnun olan yok.Kiminle konuşsam aynı şey… Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle ”yanına almak istediği üç şey” falan yok. Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir. Keşke kendini bırakıp gidebilse insan, ama olmuyor. Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor. Böyle gidiyor işte. Bir yanımız ”kalk gidelim”, öbür yanımız “otur” diyor. “Otur” diyen kazanıyor. O yan kalabalık zira. İs, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu… En kötüsü alışkanlık. Alışkanlığın verdiği rahatlık, monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor. Kalıyoruz. Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz. Evlenmeler… Borçlara girmeler…
İşi büyütmeler… ”Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır; evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler. Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira. Ölüme inat tutunmak lazım. İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek. Var tabii yapanlar. Ama az. Sadece kaymak tabakası. Hepimiz kaçabilsek… Bütçe, zaman, keyif… Denk olsa. Gün içinde mesela… Küçücük gitmeler yapabilsek. Ne mümkün. Sabah 09.00, aksam 22.00. Sonra başka mecburiyetler. Sıkışıp kaldık. Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı. Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani. Ne saçma. Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba. Ben her bahar aşık olmam; ama her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç. Ama olsun… İstemek de güzel.


Bugün yapılacaklar: Kalk. Hayatta kal. Geri yatağına dön.








10 Ocak 2014 Cuma

Usulca fısıldadı zaman; "herseyi bana bırakma ortalığın içine ederim"

Kimsenin sizi görmesini istemediğiniz  anlar ya, işte şuan öyle bir an..
Hiçbir şey an'ları. 

Üzgünüm, bu gece ki suskunluğumda tedaviye bi cevap vermedi.. Vaziyet-i durumlar iç açıcı değil yani..Bilinç içi, bilinç dışı..Hem içerdeyim hem dışardayım..

O yuzden hayatta biraz Gepetto, biraz da Pinokyo olmak lazım...Pollyanna'yı hiç saymıyorum, yıllarca üçkağıda getirdi beni terbiyesiz..

İnsan herşeyden vazgeçebilir. Sıkılması yeterli...Birilerine bişeyi anlatamadığımda "boşver ya, o kadar da önemli bişey değildi" diye diye herseyin anlamından vazgectim..Zamanında nasıl şeylere nasıl anlamlar yüklemişim anlatsam, kusarsınız suratıma..


Neyse.. Siz siz olun, durumunu kolayca ifade eden insanlardan korkun.. 

ve ben iyiyim.